Bugüne Kadarki Birikim ve Yatırım Serüvenim

Uzun vadeli yatırım yapan ve finansal özgürlük peşinde olan herkese selam olsun!

Öncelikle kendimi tanıtayım. 26 yaşındayım. Bu ay çalışma hayatına başlayacağım. Biraz uzun bir lise ve üniversite hayatım oldu. İyi okullarda eğitimlerimi tamamladım ve öğrencilik hayatımın sonuna geldim. Türkiye’de prestijli kabul edilen, her ne kadar eski prestiji kalmasa da, bir mesleğim var. Fakat yapmaktan esas keyif aldığım, daha çok heyecan ve tutku duyduğum başka bir iş var. Lise biterken tutkumun peşinden gitmeye cesaret edememiştim. Şimdi dönüp bakınca o alana yönelen arkadaşlarımın hem çalışma koşulları hem de kazançları benimkinden çok çok daha iyi noktada. 

Finansal özgürlük kavramıyla 25 yaşımın son günlerinde tanıştım. Çocukluğumdan beri paraya, birikime, yatırıma düşkün olduğum için hemen ilgimi çekti. Bu konuda okumaya ve araştırmaya başladım. Bu ay itibari ile çalışmaya başlıyorum ve finansal özgür olma yolunda yatırımlarımı yapmaya başlıyorum.

Aslında tasarruf, birikim ve yatırım kavramlarıyla çocukluğumdan beri içli dışlıyım. Ailem her zaman birikim yapmanın öneminden, bir gün ihtiyacım olursa kenarda paramın bulunmasının öneminden bahsederdi. Para yönetimini öğrenmem ve birikim alışkanlığı edinebilmem amacıyla ilkokul yıllarımda harçlığımı haftalık olarak vermeye başlamışlardı. Ortaokula geldiğimdeyse aylık harçlık almaya başlamıştım. O yıllarda ay sonunda harçlığımdan kalan kısmını kumbarama atar, belli bir miktara ulaşınca da dolar ya da euroya çevirirdim. Ortaokulda da birikim ve yatırımlarım bu şekilde devam etti. Pahalı bir şeyler almak istediğim zaman biriktirdiğim paralardan çıkarıp istediğim şeyi alabilirdim.

Liseye geldiğimde birikim yapmak için yeni bir yol keşfettim. Harçlığımı alır almaz belli bir kısmını hemen kenara ayırmaya ve ayın gerisini kalan parayla geçirmeye başlamıştım. Bu şekilde her ay birikim yapmanın daha kolay olduğunu ve harcama yaparken elimde kalan miktara göre planlama yaptığımı fark etmiştim. Örnek vermek gerekirse harçlığım 200 liraysa, ay başında 50 lirasını kenara koyunca o ayı 150 lira param varmış gibi düşünerek harcamalarımı yapıyordum. Ay sonunda kalanı kenarı koyarım diye baktığım zamanlardaysa o ayı 200 liram var gibi geçirdiğimi ve ay sonunda kenara koyabildiğim tutarın 50 liradan daha az olduğunu fark ediyordum.

Lise yıllarımda yaptığım diğer bir değişim ise kapağı, anahtarı olmayan kumbaralar kullanmaya başlamam olmuştu. Bu kumbaradan para çıkarabilmenin tek yolu kumbarayı kırmak olduğu için birikimleri bozmanın önünde güçlü bir engel oluyordu. Tabi ki kırıp içinden parayı almak zor bir iş değil ama kapağı açıp almaktan daha fazla adım gerektirdiği için bu sırada parayı alma dürtünüz zayıflamaya başlıyor.

Lise yıllarımdan üniversitenin ortalarına kadar
kullandığım kumbara bunlar gibiydi. Yeniden
aynısını bulmamın zor olması da kırıp içindeki
paraları almamın önündeki engellerden biriydi.

Üniversiteye başladığımda birikimlerimi annemin tavsiyeleri doğrultusunda altın olarak tutmaya başladım. Üniversite boyunca iyi bir bursum vardı ve her ay bursumu alır almaz ilk işim kuyumcuya koşup 1 gram altın almaktı. 6 yılda herhalde altın almadığım ay sayısı 4-5’i geçmez. Üniversitede yaptığım büyük hatalardan biri 2018’deki yüksek faize kanıp altınlarımı bozdurmak ve mevduata yatırmak olmuştu. 

Üniversiteye başladığım yıl olan 2014’ün Eylül ayında altının gram fiyatı 87-88 lira civarındaydı. 2018’in Eylül’ünde altınlarımı bozdurduğumda 245-250 liraya yükselmişti gram altın. Şu andaysa 470-480 liralardan işlem görüyor. 2019 Eylül’ünde bankaların promosyon olarak verdiği yüksek faiz fırsatım bitmişti ve mevduat altın karşısında cazibesine iyice yitirmişti. Dolayısıyla ben de birikimleri yeniden altına çevirdim. 

2020’nin Aralık ayına gelene kadar arkadaş gruplarımda en iyi yatırımın altın olduğunu hararetle savunurdum. O zamanlarda yatırım araçlarının ne kadar çeşitli olduğundan habersizdim. Altını dolar, euro ve faiz ile kıyaslıyordum hep ve bu kıyaslamada önde çıkıyordu. 2020’nin yazında ailesinin parasını fonlara yatıran arkadaşıma şiddetle bunun yanlış olduğu konusunda karşı çıkmış, altın alması konusunda çok ısrarcı olmuştum. 

2020’nin Aralık ayına geldiğimizde önce yatırım fonunun ne demek olduğunu, farklı fon türleri olduğunu öğrendim. Tefas platformu ile fonların getiri kıyaslamaları yapılabildiğini keşfettim. Fonların getirileri tabiri caizse aklımı başımdan aldı. TCD, MAC gibi fonlar 1 yıl içinde %100’ün üzerinde getiri sağlamışlardı. Bunun sonucunda ben de altınlarımın yarısını bozdurarak fon portföyü yapmaya karar verdim. Bu sayede birikimimin yarısı fonlarda yarısı altında duracak ve ikisinin zaman içindeki getirisini kıyaslayabilecektim. 

Aralık’tan bu yana fon portföyümde birçok değişiklik yaptım. 3-4 fonla başladığım portföyü bir ara 13-14 fona çıkardım. Bir ara fonlardan paramın bir kısmını çekip hisse senetlerine girdim. Halka arzlara katıldım. 5 aylık sürede epey bir deneme yanılma ile bilgi edinmiş oldum. Bu süreçte de diğer yatırım enstrümanları konusundaki bilgimi artırmaya çalıştım, hala da okumaya ve bilgi seviyemi artırmaya devam ediyorum. 

Bu blog ile edindiğim tecrübeleri ve uzun vadeli yatırım serüvenimi sizlerle paylaşmayı amaçladım.  Uzun vade yatırım konusunda yolculuklarını paylaşan yalnızca bir avuç insan var. Belki bu sayının artması ülkemizdeki finansal okuryazarlık seviyesine ve birikimlerin yastık altı yerine piyasaya yönelmesine katkıda bulunur. Ülkemizdeki faiz, döviz, gayrimenkul üçgeninden fazlası olduğu gün geçtikçe keşfedilecek ve bu bloglar insanlara yardımcı olacaktır diye umuyorum. 

Herkese sağlıklı, neşeli ve bol birikimli günler dilerim!